//-->

ders-konulari

OSMANLI EKONOMiSi

OSMANLI EKONOMiSi
A Osmanlı iktisat Anlayışı
Osmanlı ekonomisi, büyük ölçüde tarıma dayalıydı. Bu nedenle Osmanlı iktisat anlayışı da, toprağın iyi değerlendirilmesi, boş bırakılmaması, iyi bir vergilendirme sistemine dayanıyordu. Sı-~ nırların genişlemesi sonucu, ticaret faaliyetleri de Osmanlı ikti-u: sat anlayışına yeni bir değişiklik getirdi. Ticari faaliyetler Osmanlı fetihlerini de yönlendirdi. Amasra, Trabzon ve Kırım’ın fethiyle

 


• ipek Yolu, Mısır’ın fethiyle Baharat YoluOsmanlı kontrolüne
geçti.
Coğrafi Keşifler sonunda ticaret yollarının değişmesi, kapitülasyonnların etkisi ve dış ticaretin yabancıların eline geçmesi giderek Osmanlı ekonomisini olumsuz yönde etkiledi. Bu olumsuz gelişmeler karşısında devlet, bazı alanlarda himayeye ve müdahaleye gerek duydu. Selim’den itibaren yerli malı kullanılması, paranın dışarıya çıkmaması, güçlü bir para oluşturulması.
Türk tüccarların korunması, Osmanlı iktisat anlayışına hakim olmaya başladı.


B. Osmanlı Ekonomisinin Tabii Kaynakları
a. insan : Osmanlı Devleti’nde, üretici kitlelere genel olarak re-© aya deniyordu. Bu nedenle Osmanlı ekonomisinin temel insan kaynağı reaya idi. ilk nüfus sayımı 1831 ’de yapıldı. Ancak, daha m önceki dönemler için Osmanlı ülkesindeki nüfus durumunu be-o_ lirten önemli belgeler vardır. Bu belgeler tahrir defterleridir. Osmanlı Devleti, bir bölgeyi ilk fethettiğinde, ya da belirli zaman-w larda bir sayıma tabi tutardı. Tahrir defterleri vergi yükümlüsü er-K kek nüfusu ve ödenmesi gereken vergileri belirlemek amacıyla tutulurdu.

b. Toprak : Osmanlı Devleti, toprağın büyük bir kısmını miri toprak olarak 2 kendi mülkiyetinde tutuyordu. Devlet toprakların işlenmesini reayaya bırakmış ve ekonomik hayatı düzenlerken, her köylü ailesinin geçimini sağlayacak toprağa sahip olmasına dikkat etmiştir. Tımar sistemi içinde bu topraklar çift diye isimlendirilmiştir. Osmanlı Devleti’nde ülke toprakları mülkiyet hakkı bakımından Mülk, Miri ve Vakıf olmak üzere üçe ayrılmıştır.

 

1. Mülk Arazi:
Halkın elinde bulunan, tamamıyla halka ait olan topraklardı. Bu tür topraklar kendi aralarında iki kısma ayrılıyordu: Öşriyye : Müslümanlara ait olan topraklar Haraciyye : Gayri müslimlerin sahip olduğu topraklar
2. Vakıf Arazi:
Gelirleri cami. medrese, hastane gibi topluma hizmet veren kuruluşların masrafları için ayrılmış olan arazilerdir. Vakıf arazilerinin alınıp satılması kesinlikle yasak olup devlet tarafından da vergiden muaf tutulmuştur.
3. Miri Arazi:
Devlet mülkiyetine geçirilen topraklardır. Mülkiyeti devlete ait
olan topraklar ekilip biçilmesi ve işlenmesi amacıyla çeşitli kişile
re bırakılmıştı. Miri arazi çeşitli bölümlerden meydana gelmiştir.

Osmanlı Devleti dirlik sistemini uygulamakla birçok kazanç elde etmiştir. Dirlik arazisini ekip biçenler (reaya) devlete vermeleri gereken vergiyi devletin göstereceği askerlere, memurlara veya sosyal kurumlara ödemekteydi. Böylece devlet memurlaıı ve askerlerin maaşları halk tarafından ödenen vergilerle karşılanıyordu. Çok düzenli olarak işleyen bu sistem, sürekli kontrol edilmekteydi. Dirlikleri alıp satma imkanı yoktu.


Dirlik sisteminin uygulanmasıyla;
Devlet, üretimi denetimi altına almış ve sürekliliğini sağlamıştır.
Eyalet askerleri bu sistem sayesinde yetiştirilmiş, devamlı savaşa hazır bir ordu bulundurulmuştur.
Ülkenin bayındır hale gelmesi, araziden daha iyi faydalanılması, askeri masrafların azaltılması, böylece gelirlerin artırılması sağlanmıştır.
Tımar sistemiyle devlet vergi toplama külfetinden kurtulmuştur.
iç ve dış güvenlik sorunu çözülmüştür. Bu sistemle ülkenin her tarafına yayılan askerler sayesinde köylerde bile güvenlik sağlanmıştır.

Has ve zeametler, ilgili kişilere görevde kaldığı süre içinde tahsis edilir, görevlerinin bitiminde dirliği geri alınırdı. Tımarlar ise kanunlara aykırı bir hareketi olmadığı taktirde, sipahilere ömür boyu verilirdi. Sipahinin ölümü üzerine bazı şartlarla mirasçılarına kalırdı. Topraklar devletin malıydı. Dirlik sahipleri ve sipahiler, bölgenin yönetiminden sorumluydu. Dirlik sahibi, dirliğin en önemli temsilcisidir ve kadı denetiminde burayı yönetir, çağrıldığında savaşa giderdi.
Dirlik sistemiyle, askerin ihtiyaçlarının bir kısmının karşılanması, tarımda yüksek verimlilik, toprağın vergilendirilmesi, toprağın boş bırakılmaması sağlanıyordu. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren tımar sistemi belirli kişilerin elinde toplanmaya başladı. 1858 Arazi Kanunnamesi’yle, uzun süre toprağı elinde bulunduran ve işleyenler, onun sahibi oldular.

iltizam sistemi:
Osmanlı Devleti’nde tımar sistemi içine yerleştirilemeyen faaliyetlerin gerektirdiği parayı sağlayabilmek için tımar sistemi yanında birde iltizam usulü uygulanıyordu. XVI. yüzyılda bazı eyaletlerin vergilerinin açık artırma yoluyla belirli bir bedel karşılığı peşin olarak mültezim adı verilen kişilere bırakılmasına iltizam denirdi.
Bu sistem ilk defa Kanuni zamanında, Sadrazam Rüstem Paşa tarafından uygulandı. Devlet, uzak bölgelerin vergi gelirlerini açık artırmayla nakit olarak satmış, eyaletlerdeki askerler ve yöneticilerin maaşlarını ödemiştir.


C. Üretim

a. Tarım
Osmanlı ekonomisinin en önemli kolu tarımdır. Osmanlı toplumu genelde bir köylü toplumuydu. Tarım politikasını belirleyen en önemli uygulama, tımar sistemiydi. Bu sistemde toprağın mülkiyeti devlete, işleme hakkı köylüye, vergisi sipahiye aitti. Köylü, toprağı sürekli işleme, miras bırakma hakkını devam etti rebilmek için bazı yükümlülükleri yerine getirmek zorundaydı:


1. Sebepsiz olarak toprağını terk edemezdi.
2. Toprağını sebepsiz olarak üç yıl üst üste boş bırakamazdı. Eğer bırakırsa, toprak kendisinden alınırdı.
3. Öşür ve diğer vergileri sipahiye ödemek zorundaydı.


Bu yükümlülüklere karşı devlet de halkın güvenliğini korumak ve düzeni sağlamakla görevliydi. Vergiyi toplamakla görevli olan sipahinin de reayaya karşı yükümlülükleri vardı:

1. Köylünün güvenliğini sağlamak,
2. Üretim araçlarını temin etmek,
3. Tohum ve gübre ihtiyaçlarının karşılanmasında köylüye yardımcı olmak,
4. Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamaktı.

b. Hayvancılık
Hayvancılık tarım ekonomisinin ve genel ekonominin önemli unsurlarından biridir. Osmanlı döneminin teknolojik seviyesi içinde hayvan, ulaşım ve üretimin en önemli güç kaynağıdır. Hayvancılık, daha çok Doğu, Orta ve Batı Anadolu’daki göçebeler tarafından yapılmaktaydı. Adet-i Ağnam adıyla önemli bir miktar teşkil eden hayvanlar için vergi alınıyordu.

c. Sanayi
1. Esnaf Teşkilâtı:
Esnaf ve zanaatkarların, çalışma ve pazar sorunlarını çözmek, mesleğe yeni eleman yetiştirmek amacıyla Lonca Teşkilâtı kurulmuştur. Loncaların dışında, esnaflık ve zanaatkârlık yapmak mümkün değildi. Loncalar, devletçe belirlenen kurallara uymak zorundaydı.
2. Üretim Dalları:
En gelişmiş sanayi dalı dokumacılık ve deri işlemeciliğiydi. Buna paralel olarak sanayide boyacılık gelişmişti. Avrupa saraylarından bile kumaşlarını boyatmak için Osmanlı ülkesine

Bugün 8 ziyaretçi (15 klik) kişi burdaydı!
Reklam Alani
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=