//-->

ders-konulari

OSMANLI KAHVELERİ

Osmanlı Kahvesi


 

Osmanlı'da Kahvehaneler ve Toplumsal Yaşama Etkileri

Kahve hiçbir zaman, sadece içecek niteliği taşımadı. 16. yüzyılda yayılmaya başladığında bir yandan taraftarları ve müdavimleri hızla artarken, bir yandan da muhalifleri aynı hızla çoğaldı.

 

Kahvenin, en azından kahve bitkisinin ve meyvesinin tüketiminin kökenleri Etiyopya'ya kadar götürülür kimi kaynaklarda. Fakat kahvenin içecek olarak mı kullanıldığı, yoksa tanelerini yiyerek mi kullanıldığı açık değildir. 

İslam dünyasına girişi 15. yüzyılda belirli Sûfi tarikatlarının müritleri arasında kullanımın yaygınlaşmasıyla olur. Gündüzleri dünyevi zanaat ve meslekleriyle uğraşan tarikat üyeleri, geceleri yapılan ayinlerinde onları manevi heyecana sürükleyecek ve dinç tutacak her şeyi ibadetlerine yardımcı olarak görüyorlardı. Kahve düşmanlarının ortaya attığı ilk savlar da zihnin işleyişini değiştiren bir içeceğin dinsel ayinlerde kullanılamayacağı ve elden ele geçirilen kahve fincanının, keşlerin aynı şişeden şarap içme yöntemini çağrıştırdığı için günah olduğudur. Kahve 16. yüzyıl başında Yemen'de yayılmaya başlıyor. Alimler ve sıradan insanlar meslekleri veya öğrenimleri sırasında yardımcı olacağını düşündükleri için kahve içmeye başlıyorlar ve bu kahvenin yaygınlaşmasının ilk adımı oluyor.

 

Osmanlı'daki sosyal yaşamı anlamak için kahvehaneler kadar, kahvehanelere karşı muhalefeti de incelemek gerekli. Kahvehanelerin topluma etkisini anlamak için de "kahvehaneler toplumu nasil değiştirdi" ve "toplumda neyi tehlikeye soktuğu düşünülüyordu" sorularını sormak bu konuyu anlamak için gerekli.

 

Kahvehaneler yeni buluşma mekanları olarak, toplumsal ilişkilerde başkalaşma yarattı. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz değişik kökenlerden insanları bir araya getirmesi ile toplumdaki farklılıkları, yabancılaşmayı azaltmasıdır. İnsanların birbirlerini tanımaları ve toplumsal çeşitliliğin ayrımına varmaları toplumsal yığılmayı düzenler.

 

Ortaya çıkan ilk kahvehaneler küçük ve izbe yerlerdi ve tek amaçları kahve satışı idi. Kahveye olan talep arttıkça kahvehaneler çoğaldı ve çeşitlendi. Mahalle arası kahvehanelerine, çarşı ve pazar kahvehaneleri ile yol kahvehaneleri eklendi. Şehir kahvehanelerinde zamanla fikir ve edebiyat forumları oluştu. Aynı zamanda siyaset tartışmaları ve siyasi muhalefet için kahvehaneler çok uygun ortam oluşturuyorlardı. Yerli, yabancı gazetelerin, 'newsbook'ların ve dönemde basılmış diğer yayınların tartışılması ve okunması için uygun olan kahvehaneler, bilginin oluşumunda ve yayılmasında çok önemli bir yere sahip oldular. Bu anlamda kahvehanelerin, bireyi zamana dahil etmesi mühimdir.

 

Kahvehaneler zamanla siyasi muhalefetin mekanı haline geldi. Ve bu durum sonucunda kahvehaneler, yöneticilerin, toplumsal yaşamın nabzını tuttuğu mekanlar haline geldiler. Yöneticilerin kahvehanelere casus göndermesi, yeniçerilerin ayaklanmalarını kahvehanelerde planlamaları ve zaman zaman kahvehanelerin siyasi muhalefetin artması yüzünden kapanmaları sadece birkaç anekdot. R. S. Hattox'un söylemiyle, bir toplum bir şeyi karşı çıkılacak davranış olarak algıladığında; hoşnutsuzluğun hedefi kadar, kendisi hakkında da önemli şeyler anlatır. Bu sözden doğru kahvehanelerin neyi tehlikeye soktuğu sorusu Osmanlı'nın yapısı hakkında bize çok şey söyler.

 
     

Kahvehanelerin bir diğer önemli özelliği de, pek çok gayrimeşru buluşmanın kahvehanelere kolayca eklemlenebilmesidir. Hemen ilk zamanlarından bu yana kahvehanelerde nargile ile uyuşturucu kullanımı, ve ticaretine rastlanıyor. Bir ilginç nokta ise Arapça'da esrarın dilsel olarak sigara gibi değil de kahve gibi içiliyor olması. Ayrıca para karşılığı iskambil, tavla ve bilardo oynanması da çok yaygın. Zamanla kahvehanelerde fuhuş da sık görülmeye başlıyor ve bir yandan da bazı kahvehaneler müşteri çekebilmek için genç oğlanları kullanıyor. Kahvehanelerin bu özellikleri geç zamanda ahlaki değişimle özdeşleşmesine yol açtı ve muhalefetin başlıca silahı haline geldi.

Bu noktada sanırım kahvehane sahiplerinin müşteri çekmek için başvurdukları yollardan söz etmek gerekiyor. Malum olduğu üzere eğlence ve gösteri kahvehane hayatında çok önemli yere sahipti. Bunlardan önde gideni, özellikle ramazan gecelerinde, meddahlar. Meddahlar çoğunlukla yoksul talebeler ve hocalardan oluşuyordu. Genellikle bilinen öyküleri anlatmalarına rağmen gösterilen ilgi o kadar fazlaydı ki, yarım bırakılan öykülerden sonra meddahların evine yapılan baskınlara rastlanıyordu. Meddahlarla yakın ilişkide olan bir eğlence çeşidi de kukla gösterileriydi. Bildiğimiz Karagöz-Hacivat gösterileri dışında müstehcen gösterilere çok sık rastlanıyordu. Ayrıca bazı kahvehanelerde tüm gün müzisyenler bulunuyordu. İlginç olan, bu müzisyenler arasında kadın olanlarına sıkça rastlanmasıydı. Bu durum da tabi ki "ahlak gevşekliği" olarak görülüyordu.

Kahvehanelerin bir başka önemli etkisi ise Osmanlı'da kutsal sayılan aile ocağını artık ev sınırları dışına çıkarmasıdır. Eskiden gözden uzakta vakit geçirilirken, kahvehaneler dış dünyaya açılma aracı olmuştu. Ailenin erkek bireyleri artık ev dışında da çok uzun vakit geçirerek, heterojen bir çevrede sosyalleşiyordu. Bu durum Osmanlı'da kahvehanelerin gelenekleri değiştirdiğini göstermesi açısından önemlidir. Aynı zamanda erkekler için kişisel özgürlük kaynağı olmuştur.

Kahvehanelerin kültürel çevreyle kurduğu ilişki, kahvehaneleri anlamakta önemlidir. Kahvehane toplumsal hayata eklenişiyle toplumun nefes almasını sağlıyor; çünkü hem dükkan, hem otel, hem posta kutusu, hem iş bulma kurumu olarak işliyordu. İç ve dış hiyerarşilerin ötesinde bir toplumsal ağ merkezi olması kahvehanelerin topluma bu kadar sağlam eklemlenmesinin açıklaması olabilir (Carlier, s.196).

Kahvehanelerden önce toplumsal buluşma mekanları camiler ve hamamlardı. Kahvehaneler bu iki mekanın da yapısal özellikleri nedeniyle asla sahiplenemeyeceği toplumsal davranış kalıplarına ev sahipliği yaptı. Kahvehanelerin her zamana ve her molaya uygun olması, her mevsim açık olması gibi sebeplerden yeni sosyalliğin hem zamanı hem de mekanı haline geldi. Kahvehanelerdeki bu esneklik pek çok çeşit kahvehanenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunlardan bence en ilginci namaz aralarında Müslümanların oyalanması için kurulan cami kahvehaneleridir.

Kahvehanelerin mekan olarak sağladığı faydalardan birisi de, Osmanlı toplumunda çok önemli olan misafir ağırlamayı kolaylaştırmasıydı. Misafir ağırlamanın prestij göstergesi olduğu bir toplumda, sadece zenginlerin evinde olan büyük kabul salonlarını kahvehaneler daha ucuza, orta ve alt sınıfa sunuyordu.

Kahvehanelerin iç mekan özellikleri de bu kadar rağbet görmesinin sebeplerinden biriydi. Bunlardan belki de en önemlisi hiyerarşik bir toplumda, hiyerarşisi belirgin olmayan farklı işlevsel mekanlara sahip olmasıdır: müşteriler için toplu ve kişisel kahve içme alanları, tütün tüketimi için özel alanlar, ortada müzisyenler ve şarkıcılar için alanlar ve kahve ocağı için bir alan.

Kahvehane mekanına dair belki de en önemli özellik, kahvehanelerin sokakla içiçe olmasıdır. Kahvehanenin sağladığı vitrinsellik, yani "Kahvetü'l Billur" olma durumunun kahvehane müdavimlerine sağladığı, aynı anda hem içeride hem dışarıda olma durumu Carlier'e referansla, kahvehanelerin çevreleriyle kurdukları ilişkileri anlamak açısından önemlidir.

 Tartışmasız, bu konuda bulunabilecek daha pek çok ayrıntı vardır. Kahvehanenin neleri değiştirdiği, neleri tehlikeye soktuğu düşünülerek konuyla ilgili başka bağlantılar da bulunabilir. Benim üzerinde durmaya çalıştığım nokta, toplumun bireylerinde ve alışkanlıklarında kahvehanelerin neleri değiştirdiği idi. Son olarak bu yeni toplumsal ilişki mekanına dair söylenecek olan, kamusal mekan içinde kurduğu özel alanla kişiye yeni toplumsal davranış kalıplarının ifade edilmesine olanak sağladığıdır. 

(gridergi)

Bugün 57 ziyaretçi (67 klik) kişi burdaydı!
Reklam Alani
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=